Liberal ekonomi nedir?

#1
Liberal ekonomi nedir?
Liberal ekonomi ya da asıl adıyla “ekonomik liberalizm” bireysel hatlar üzerine kurulmuş bir ekonomik sistemdir. Bu da demektir ki ekonomik kararların mümkün olan en büyük kısmı, kolektif kurumlar ya da kuruluşlardan ziyade bireyler ya da aileler tarafından verilmelidir.

Ekonomik liberalizm, hareket özgürlüğü gibi bir dizi farklı ekonomik ilkeyi kapsamaktadır ancak söz konusu üretim araçları olduğu zaman serbest piyasa ekonomisi ve özel mülkiyet ilkelerini temel almaktadır.
Ekonomik liberaller her ne kadar hükümet düzenlemelerini bir yere kadar destekleyebiliyor olsalar da genellikle serbest piyasada hükümet müdahalesine karşı çıkarlar, özellikle de serbest ticaret ve serbest rekabet konularında kısıtlamalar olmasını istemezler.

Liberal ekonomi, sermaye mallarının özel mülkiyeti ve serbest piyasa ile ilişkilendirilir. Tarihe baktığımız zaman ekonomik liberalizmin merkantilizm ve feodalizme bir tepki olarak doğduğunu görürüz.
Günümüzde ise ekonomik liberalizm aynı zamanda sosyalizm ve planlı ekonomiler gibi kapitalist olmayan ekonomik düzenlere de karşı olan bir sistem olarak görülmektedir. Liberal ekonomi aynı zamanda korumacılık ile de zıt düşmektedir zira liberal ekonomi serbest piyasayı ve serbest ticareti desteklemektedir. Tüm bu esasları temel alarak yürütülen ekonomik sisteme liberal ekonomi denmektedir.

Liberal ekonomi tarihçesi
Ekonomik liberalizmi savunan argümanlar ilk olarak Aydınlanma Çağı’nda ortaya çıkmıştır ve feodalizm ile merkantilizme tepki olarak doğmuştur. Liberal ekonomi ilk olarak Adam Smith tarafından, An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations adlı eserinde incelenmiştir.

Bu eserde Smith ekonomiye ve piyasaya devletin müdahalesinin en az olması gerektiğini savunmuştur. Ancak bu tutum hükümetin kamu mallarıyla ilgili kararı ile tam olarak da çelişmemektedir.
Smith ekonomik işleyişin, devlet tarafından kontrol edilmeksizin kişilerin kendi ellerine bırakıldığı takdirde elde edilecek sonucun son derece düzenli ve daha eşit bir toplum için de oldukça gerekli olduğunu öne sürmüştür. Bu da 18. yüzyılın sonunda görülen kapitalist ekonomik sisteme karşı bir harekete zemin tutmuştur ve buna bağlı olarak merkantilist sisteme karşı da bir tepki gelişmiştir.

Özel mülkiyet ve bireysel sözleşmeler liberal ekonominin temellerini oluşturmuştur. Ekonomik liberalizm teorisi ilkin, bireylerin ekonomik eylemlerinin çoğunlukla kişisel çıkarlara bağlı olduğunu ve kısıtlama olmaksızın bu eylemlere izin vermenin herkes için en olumlu sonuçları vereceğini savunmuştur. Tabii bunu savunurken minimum düzeyde adaletin ve halka uyarıların yapıldığı takdirde, kimsenin çalmak, dolandırmak gibi eylemlere başvurmaması halinde ve basın ile düşünce özgürlüğüne uyulduğu halde başarı sağlanacağını da belirtmiştir.

Önceleri ekonomik liberaller, varlıklı kimseler için feodal ayrıcalık yanlılarıyla aynı fikirleri savunmak, aristokratik geleneklere uymak ve ulusal ekonominin kendi çıkarlarına göre şekillenmesini isteyen kralın haklarını savunmak zorunda kalmışlardır. Ancak 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarına doğru tüm bu zorluklar da büyük ölçüde aşılmıştır.

Günümüzde ise liberal ekonomi, klasik liberalizm, neoliberalizm ve bazı muhafazakarlık ekolleri ile de ilişkilendirilmektedir.

Liberal ekonomi ve devlet müdahalesi
Ekonomik liberalizm hükümet müdahalesine karşı çıkmaktadır zira hükümetin genellikle baskın ticari çıkarlara hizmet ettiği, kendi çıkarları için piyasayı saptırdığını ve bu yüzden de yetersiz sonuçlar alındığını düşünmektedir.

Ordoliberalizm ve klasik liberalizme dayanan bazı çeşitli sosyal liberalizm ekolleri ekonomide hükümet müdahalesine daha çok alan tanımaktadır ancak bu sistemler de özel girişimcilik ve serbest piyasayı kamu girişimciliği ve ekonomik planlamaya tercih ederler.

Örneğin sosyal piyasa ekonomisi, serbest fiyatlandırma sistemine ve özel mülkiyete dayanan çoğunlukla serbest piyasa ekonomisini temel alan bir sistemdir ancak serbest piyasanın yaratabileceği sosyal eşitsizliklerin aşılması için rekabetçi piyasaları ve sosyal refah programlarını desteklemek adına hükümetin piyasada bir rolü olmasını destekler.

Liberal ekonomi aynı zamanda eşit imkanlar ilkesini de savunur zira imkan eşitsizliği olduğu zaman bu durumun özel tekelciliği artıracağına ve buna bağlı olarak bireylerin özgürlüklerinin kısıtlanacağına inanır.