Dış Ticarette Gerçekler

Hasan985

Tanınmış Üye
#1
Türkiye son dört yıldır dış ticarettin ihracat bacağında sorun yaşıyor. İhracat yıllık bazda 2013 yılında %0,4 azaldı. 2014 yılında ise sadece %3,8 arttı. 2015 yılında %8,7, 2016 yılında %0,9 azaldı. İhracat 2017 yılının Nisan ayında ise 2016 yılının Nisan ayına göre %7,4, ithalat %9,9 arttı.

Nisan ayında ihracat hacmi 12. 839 milyon dolara, ithalat ise 17.784 milyon dolara yükseldi. Bu seyir dış ticaret açığının %16,7 oranında artmasına 4.945 milyon dolara ulaşmasına neden oldu. Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı da %73,8'den (Nisan 2016), %72,2 geriledi.

Ocak-Nisan döneminde ihracat 2016 yılının aynı dönemine göre %8,7 oranında arttı ve 50.674 milyon dolara ulaştı. Bu dönemde ithalat ise %8,3 oranında artarak 58.202 milyon dolar oldu. Böylece dış ticaret açığı da %7,1'lik bir yükseliş ile 17.529 milyon dolara erişti. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı da 0,3 puanlık artış ile %74,3 düzeyinde kaldı.

Nisan ayında Avrupa Birliği'nin toplam ihracatımız içindeki payı 2016 Nisan ayında %47,3 iken, 2017 Nisan ayında %45 geriledi. Üstelik bu gerileme AB'ye yapılan ihracatın, 2016 yılının aynı ayına göre %2,2 artarak 5.779 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu durum Türkiye ihracatındaki artış hızının AB'ye tümü ile yansımadığını göstermektedir. Buna rağmen Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülke 1.140 milyon dolar ile Almanya oldu. Bu ülkeyi 1.021 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 857 milyon dolar ile Irak ve 737 milyon dolar ile İngiltere izledi. Ocak-Nisan döneminde ise AB'ye yapılan ihracat %4,4 oranında artarak 23.369 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Nisan ayında en fazla ihracat yaptığımız ürün-fasıl yine motorlu kara taşıtları oldu. Bu fasıldan Nisan ayında 1.970 milyon dolar, yılın ilk dört ayında da 7.819 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İlk dört ay da bu faslı 4.142 milyon dolar ile değerli taşlar (altın), 4.136 milyon dolar ile kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları izledi. Bu üç faslın toplam ihracattaki payı %31,7 oldu. Sadece altın ihracatının toplam ihracattaki payı %8,2'dir. Kamuoyunda çok tartışılan ve Rusya'ya ihracatı serbest bırakıldığında adeta toplam ihracatı zıplatacak gözle bakılan tarımsal ürün ihracatının ilk dört aydaki tutarı 1.701 milyon dolardır ve toplam ihracattaki payı %3,4 dür. Türkiye bu dönemde 2.702 milyon dolarlık tarım ürünü ithal etti. Tarım ürünün de dış ticaret açığı 999 milyon dolar oldu. Yani Türkiye tarımsal üründe net ithalatçı olmaya devam ediyor.

Nisan ayında ithalatta ilk sırayı 1.647 milyon dolar ile Çin aldı. Çin'i sırasıyla 1.629 milyon dolar ile Almanya, 1.495 milyon dolar ile Rusya ve 980 milyon dolar ile ABD takip etti. Petrol ve doğal gaz yılın ilk dört ayında 11.706 milyon dolar ile en fazla ithalatı yapılan fasıl oldu. Bu faslı 8.065 milyon dolar ile kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam, parçaları ve 5.818 milyon dolar ile elektrikli makina ve cihazlar, ses kaydetme-verme, televizyon görüntü-ses kaydetme-verme cihazları, aksam-parça-aksesuarı izledi.

Türkiye ihracatta sorun çekiyor gibi duruyor, ancak aslında sorunlu alan üretim. Türkiye ihracatının %31,7'sini üç fasıldan yapıyor. Bunun da %8,2'si altın ihracatı. Yani ithal edip işleyip tekrar ihraç ediyor. Nitekim Ocak-Nisan 2017 döneminde net altın ihracatı sadece 51 milyon dolardır (altın ithalatı da yılın ilk dört ayında 4.091 milyon dolar oldu).

Basit ve biraz da çarpıcı olacak ama Türkiye'nin satacak malı yok. Bunun tersini iddia edeceklere vereceğimiz cevap şudur: Eğer Türkiye'nin üretimi olup da, ihraç edemese idi, yurtiçi fiyatlar düşerdi. Halbuki TÜFE %11,8'e ulaştı.

Türkiye inşaatla son on beş yıldır oyalandı, yurtdışı sermaye finansmanı ile şişirilen inşaat sektörünün rantı ile bir anlamda geçindi. Şu anda da tıkandı. Buna rağmen hala bu sektörün önü açılmak isteniyor. Halbuki önü açılması gereken sanayiden, tarıma üretim olmalı idi.

Dolayısıyla 2023'de 500 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşılma hedefi ancak iyi niyetli beklenti olarak görülebilir.