Çin Otoriteleri Ekonomiyi ve Finansı Nasıl Kontrol Ediyor?

#1
Çin Otoriteleri Ekonomiyi ve Finansı Nasıl Kontrol Ediyor?

Çin ekonomisi büyüklüğü nedeniyle dünyadaki tüm ekonomileri etkileyebiliyor. Ayrıca Çin’in doğrudan ya da dolaylı olarak portföylerimize büyük etkileri var.

Birçok insan Çin’i hem sever, hem de Çin’den nefret eder çünkü ekonominin ve politik sistemin neyi nasıl yapacağına tamamen Çin hükümeti karar verir.
Çin hükümeti hisse fiyatları fazla düştüğü takdirde borsayı durdurabilir, para biriminin değerini her gün istediği orana ayarlayabilir, istediği şirkete istediği zaman el koyabilir.
Reklam
Çin Ulusal Halk Kongresi’nde bu yıl Mart ayında başkanlıktaki iki dönem limitini kaldırmak için teklif yapıldı; tarihi bir kararla bu limit kalktı ve şu anki Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2023’den sonra da hükümetin başında kalabilecek.
Çin’de genelde her on yılda bir yönetimin değişmesiyle beraber yönetimde, kolluk kuvvetlerinde, askeriyede ve istihbarat bürosunda önemli değişiklikler olur.
Fakat son yıllar Xi, kendi ideolojisini Çin Anayasası’na öyle bir yedirdi ki artık Xi’nin görevini bırakması çok zor.
Çin’in gücünün kaynağı anayasası; Çin hükümetinin elindeki güce sahip olmasının nedeni anayasanın felsefi yapısı ve anayasasının Çin toprakları içerisindeki herkesi bağlaması.
Çin’i yakından takip etmekte fayda var, çünkü hem Çinli şirketlerin doğrudan veya dolaylı yoldan portföylerimize büyük etkileri var, hem de Çin ekonomisi büyüklüğü nedeniyle dünyadaki tüm ekonomileri etkileyebiliyor.
Çin hükümetinin Çin ekonomisi üzerindeki etkilerine bir bakalım.
Borç Seviyeleri Nedeniyle Uyarı Alan Şirketler
Yetkililer geçtiğimiz Haziran’dan beri Anbang Insurance Group’un nakit akışını azaltmakta ve şirketin operasyonlarını incelemek için ekipler göndermekteydi.
Geçtiğimiz aylarda bu şirkete el konuldu ve şirketin yöneticisi dolandırıcılıktan tutuklandı.
Hükümetin bunu yapmasının nedeni, şirketin borçlarının Çin’in başını ağrıtması ve şirket temaylünün astronomik rakamlara ulaşmasıydı.
Çin’in Borç-GSYH oranı şu sıralar yüzde 47 seviyelerinde. Yani Çin, kazandığından daha fazla borç alıyor.
Aslına bakılırsa dünyanın birçok ekonomisinde bu sorun mevcut; borç-GSYH oranının dünya genelindeki ortalaması epey yüksek. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ABD’nin borç-GSYH oranı yüzde 105. Bu oran Euro Bölgesinde yüzde 86, Türkiye’de ise yüzde 28 seviyelerinde.
Fakat Çin hükümeti, yüksek iç borçlar yapıp Çin toprakları dışında yatırım yapan şirketlerin tepesine çökme konusunda çok acımasız.

Buraya küçük bir not düşelim. El konulan Anbang Insurance Group 2014 yılında New York’un meşhur Waldorf Astoria otelini 2 milyar dolara satın almıştı.
Daha geniş açıdan bakmak gerekirse Çin hükümetinin içeriden dışarıya para çıkarma konusunda ciddi sınırlamaları var ve ülke dışı yatırımları da bu sınırlamalara karşı gelmek olarak görüyorlar.
Yasalara göre her bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı dışarıya yıllık yalnızca 50 bin dolar çıkarabiliyor.
Çin hükümetinin kripto para birimlerine çok sert müdahale etmesinin nedenlerinden biri de işte bu yasa; zira kripto para birimleri sınırsız işlemler yapılabilmesine olanak sağlıyor.
Çin Hükümeti Borsa Üzerinde de Söz Sahibi
Geçtiğimiz aylarda tüm dünya üzerinde hisselerin satışı trend halindeyken, Çin borsasındaki şirketlerin onda birine yakın bir kısmına hisse satışını durdurma, böylece hisselerin değer kaybetmesini önleme, izni verildi.
Devlet müdahaleleri, büyük hacimli satış emirlerinin verilmesinin yasalarla sınırlı olduğu ve gölge bankacılığın engellendiği Çin piyasalarında gayet olağan bir şey.
Gölge Bankacılık, bankaların düzenlemelerine tabii olmayan kuruluşlardan borç almaya verilen isim.
Hükümet ayrıca ülkenin para birimi Renminbi’nin değerini her gün doların pozisyonuna göre manuel olarak ayarlıyor ve para biriminin yurt dışı için özel bir versiyonunun on farklı para birimi ile takas edilmesine izin veriyor.
Bu iki para birimine ülke içi yuan ve ülke dışı yuan adı veriliyor.
Para birimi ucuzladıkça Çin malları ucuzluyor ve böylece tüm dünya ucuz tost makinelerine, elektronik cihazlara ve kıyafetlere umarsızca milyarlar döküyor.
Fakat Çin ekonomisinin etkisinin belki de en belirgin görüldüğü yer emtia fiyatları; bu fiyatlardaki dalgalanmaların birçok ülke üzerinde büyük etkisi var.
Çin, devasa nüfusuyla dünyanın en büyük metal, kömür, domuz eti tüketicisi.
Ülkenin devasa inşaat projelerinin ihtiyaç duyduğu demir o kadar fazlaydı ki, mesela bu talebi karşılamak için anlaşılan Avustralya’nın ekonomisi son on yıldır bu demir ticareti sayesinde ayakta kaldı.
Demir demişken; Xi hükümeti ülkenin en büyük problemlerinden biri olan hava kirliliğiyle mücadele edebilmek için de sıkı düzenlemeler uyguluyor; yeni çevre standartlarını karşılamayan demir-çelik tesislerinin hepsi kapatılıyor.
Uzmanlara göre Çin’in ekonomik uygulamaları ihracat odaklı bir ekonomiden tüketim odaklı bir ekonomiye dönüşürken değişime uğruyor. Çin her ne kadar ticaret konusunda dostane tavırlar sergilese de başkan Xi Jinping’in elinde bulundurduğu muazzam güç, Çin’i iş yapması ilginç bir ülke konumuna getiriyor.

Kaynak